Uyku ve DEHB arasındaki ilişki birbirini besleyen bir döngü biçiminde işler. Yönetici işlev güçlükleri uyku hijyenini düzenlemeyi zorlaştırır: yatma saatini erteleme, ekran başında geç kalma, kalkma rutinlerini tutturamama. Bu davranışlar uyku borcunu artırır; uyku borcu ise prefrontal korteksin işleyişini bozarak dikkat ve dürtü kontrolünü daha da sarsar.
2019 yılında yapılan bir meta-analizde DEHB'li yetişkinlerin yaklaşık %73'ünün en az bir uyku bozukluğuna sahip olduğu saptanmıştır. En yaygın örüntü birincil uyku fazı gecikmesidir: vücudun iç saati ileriye kaymış, kişi gece yarısı ya da daha geç saatlere kadar uykusuzluk hisseder. Erken saatte yatmak iradeyle çözülecek bir mesele değildir; melatonin salgısı tipik popülasyona göre 1–2 saat geç başlamaktadır.
Uyku yoksunluğunun bilişsel etkileri DEHB belirtilerini taklit eder: dikkatsizlik, duygusal dengesizlik, dürtüsellik. Bu örtüşme hem tanıyı geciktirir hem de tedavi seyrini karmaşıklaştırır. Bazı çalışmalar, uyku düzeni iyileştirilen DEHB'li çocukların davranışsal puanlarında ilaç tedavisine yakın iyileşme gözlemlendiğini bildirmektedir.
Melatonin tedavisi, özellikle çocuklarda uyku başlangıcını hızlandırmak için araştırılmıştır. 2019 tarihli Cochrane derlemesi, melatonin uygulamasının DEHB'li çocuklarda ortalama 37 dakika daha erken uyku başlangıcı sağladığını bulmuştur. Uzun vadeli güvenlik profili hâlâ araştırılmaktadır; klinisyenler davranışsal uyku müdahalelerini birinci basamak olarak önermektedir.
"Uyku penceresini" sabitlemek — hafta sonları dahil tutarlı yatma ve kalkma saati — sirkadiyen ritmi güçlendirir. Akşam saatlerinde parlak ışık maruziyetini azaltmak melatonin salgısını öne çekebilir. "Yatmadan iki saat önce şarj" kuralı ekran kullanımını sınırlayarak hem DEHB'e özgü tetikleyicileri hem de genel uyku hijyenini hedef alır.
Cortese S et al. Sleep, 2020 · Gruber R. Curr Psychiatry Rep, 2014